28 Ocak 2009 Çarşamba

i shot andy warhol - 1996



tabii ki ingilizce..

http://rapidshare.com/files/36906963/I_Shot_Andy_Warhol.part1.rar
http://rapidshare.com/files/36908279/I_Shot_Andy_Warhol.part2.rar
http://rapidshare.com/files/36909539/I_Shot_Andy_Warhol.part3.rar
http://rapidshare.com/files/36910651/I_Shot_Andy_Warhol.part4.rar
http://rapidshare.com/files/36911800/I_Shot_Andy_Warhol.part5.rar
http://rapidshare.com/files/36913155/I_Shot_Andy_Warhol.part6.rar
http://rapidshare.com/files/36914483/I_Shot_Andy_Warhol.part7.rar

Zen - Derdimi Anla / Video



http://rapidshare.de/files/44087140/zen-derdimi_anla.rar.html

2/5 BZ-Oriental Peel Session II


1992’de serhat köksal'ın atmosfer topluluğundan ayrılmasıyla kuruldu.

80’lerin başına kadar uzanan, müzik dışı faaliyetleri oldu. bunların ilki olarak, 1982’de “ping-pong oynayan adamlar ve süper çöpman ajda pekkan”da adlı defter çizgi film gösterilebilir.

90’ların başlarında dönemin müziklerinden farklı olarak, gerek teyp ve elektronik örnekleme, gerek “orkestralı atma” şeklinde icra ettikleri, türkiye’deki doğu’daki, evdeki, karayeldeki... sevdikleri sesleri ve cereyanları hoşlandıkları şekilde birleştirmeyi deneyen çalışmaları ile tanındı.

eski türk filmlerinden alınan ses ve müzikler ise teyp-sampling olarak ilk kez 2/5 bz’nin çalışmalarında kullanılmıştır. batı müzik sahnesinin önemli müzisyenlerinden tim hodgkinson’la birlikte istanbul’da denemesiz konserler gerçekleştirdi.

el yapımı paketleme ile hazırladıkları albümler; “yaşasın artık 2/5 bz var” (1992), “sizden hesap soracağız” (1993), “opua dişın-düzenin yedi ceddine” (1994), “n” (1995), “heeeeeyt” (1997), "battal ebru" (2000).

yer aldıkları toplama albümler; “telaşa mahal yok” (1995) “tribute to disco” (1997-fransa’da yayınlandı) “sound of the world: turkey” (1997-fransa da yayınlandı).

ayrıca serhat’ın 2/b 5z ile birlikte çalışmalarını yürüttüğü gruplardan nenni ise 1996’da kurulmuştur.

ayrıca serhat'ın yayınlamış olduğu fotokopi mecmuaları da bulunmaktadır.

http://rapidshare.de/files/44079764/2-5_BZ-Oriental_Peel_Session_II.rar.html

21 Ocak 2009 Çarşamba

Adı Yok Kendi Var - Şenol Erdoğan / 19-31 Ocak 2009 [Mekan: Kargart-Kadıköy]



Yine mi 68 Bebek ya da Yeni Bir strateji Yok mu?Yıldönümleri zamanın yıpratan izlerini bir nebze hafifletirken, geçmiş dediğimiz ayna yardımıyla geleceğe ışık tutma çabalarımızı da içine alır.


Muhafazakar nostaljik artı-keyiflerin peşinde koşmayan eleştirel teori; bu güne dünden, yarına bu günden ve hepsine gelecekten dönen Gerçek’e dair bilginin peşindedir. Uyanık, kahince bu arayış, geçmiş unutulmuş insanlık anlarına dair kıyamet sezgilerini de kelimenin en Benjaminci anlamında içinde taşır…

Yıl 2007; Punk’ın 3o’uncu, Che yoldaşın katlinin 40. yıl dönümü… Yıl 2008; Mayıs ayaklanmasının 40.yıldönümü…
Geçmişin devrimci anlarına kaplan sıçrayışları yapamazken, bu günün teorisine dair devrimci bir silaha çeviremezken, kimse ölmek-öldürmek,yıkmak-yıkılmak istemezken. Herkes hırs, ego, sürekli gençlik, güç, para, şöhret peşinde koşarken. Gösteri kendisine karşı her şeyi bir nesneye çevirmiş ve her şey tüketilirken. Viet-Kong, General Giap, Ernesto Che birer sembol, 68 cool ve her şey birer markayken.
68’den 69 yapılabiliyor,1984 değil ama cesur yeni dünya günlerinde…Sistemin hazzı yasaklamasına gerek yok, arzunun bozuk para gibi harcandığı yerde. Her şey satılık.
Hey; duydunuz mu, her şey satılık,tin bile!

15 yaşında Che tşortü giymiş,aygında converse, zulasında cigara gizli gence kızamıyoruz ama çok değil az ötede Alexis kardeş ölebiliyor umarsız, çığrından çıkmış bir mayıs günü gibi…

Post-Modern Çağların Semtnomu Olarak Nostalji

Post-modern kültür, retro ya da nostaljinin patlama anı olmuştur. Sürekli bir büyüsel geçmişe döngüsel bir zamana hap solmuşuzdur. Gelecekten bir beklenti şansı yoktur, hatta gelecek şu an çoktan tüketilmiş hiç yaşanmayacak, boğucu bir şimdi’den ibarettir.
Kültleştirilmiş bir eskiye sürekli zaman yolculukları yaparken sürekli sayıklamalıyız: ah o güzel günler, düşler…

Geçmişe dinsel bir kült değeri atfederken aynı zamanda kösnül bir erotizmi de gark etmekten geri durulmaz. O’geçmişte tüm penisler erekte ve tüm vajinalar ıslaktı. Bu sayede sadece geçmiş düşünülüp; özgürce mastürbasyon yapılabilir,geçmişin ağır yükü altında herkes kendi iç uzayına hapis, kösnül tatmin olma fantazyaları kurabilirdi. Tıpkı sistemin ürettiği ara yüzeyler, siber-uzay gezintileri sanal gerçeklik gibi.

Deniz ve arkadaşları iyi insanlardı, çünkü onlar kimsenin canını almamışken idam edilmişlerdi. Mahir ve arkadaşları kötüydüler, çünkü onlar can verir gibi can da almayı bilmiştiler. Yeni-düşün sisteminin bize sunduğu kodlar vardı sadece, melekler ve şeytanlar, düşkünler ve azizler.

68 hoş bir eğlenceydi; sex, drugs and rock’n roll… Hippyler ve junkler, gurupiler ve Andy Warhol. Herkes 15 saniyeliğine meşhur olabilir, Godard ise sadece tefekkürcü bir tarikat.

Punk mı? İstiklal caddesinde, Kızılay da yada Kıbrıs Şehitleri caddesinde, 1977 yılından bir punk’ı zaman makinesi ile ışınlasak sanırım ’vay be’ derdi; ‘no future-dedik ama yanlışmış. Sokaklar artık punkların’.

Punk’ı ruhunda, bedeninde yaşayan gençler bu günlere gelmeden ebediyet ile çoktan buluşmuşken, madam Westwood o yağmurlu 77 mayısından, bu günün ışıltılı dünyasına gelebilmişti. Punk içi boş bir şekil üzerinden bir endüstriye dönerken; sevgili bay burjuvazi muhalif her durumu kendi ırmağına doğru döndürme de ustalığını konuşturuyor. Gösteri kazanmaya devem ediyor,bizler oyunun anlamını yitirmişken…

Ölen bir devrimciyi önce ikona, hemen ardından her zaman hedef kitlesi geniş bir tüketim nesnesine çevirebilme gücü de, Marx’ın devrim yapmadan duramaz dediği burjuvaziye ait. Katledilişinin 40. yılında Che’nin hayaleti her kesimin sömürdüğü bir nesne halinde dolaştırılmak isteniyor şu köhnemiş dünyada. Küresel kapitalizme söyleyecek sözü, yapacak muhalefeti olmayanlar Che adına binlerce etkinlik, ürün ortaya atıyorlar.

Che’nin katlinin kuşkusuz en büyük artçı sarsıntısı 68 Mayıs’ında bir çığlık olarak kopmuştu. Kaldırım taşlarının altındaki kumsalı düşleyebilen barikatların gençlerinden; 2008’nin güncel sanat istismar dünyasına bakmak bile yanlış olacak. Marksist iddialı Bianeller görmek varmış serde, Brecht’in dediği gibi’ ne yazık ki onlara kahramanlara ihtiyaçları var’.

Büyük söylemlerin ölümüne halaya duranlar, kentsel dönüşüm projelerine karşı medyatik-gerilla savaşları(!) açıp ruhsal dönüşümün tahribatlarını es geçenler , salt gerçekçi olup imkansızı unutanlar; geçmişin ‘o’ güzel günlerine karşı koca bir 31 çekiyorlar. Sokağın sanatçıları kültür endüstrisine sövdükçe onlar üzerlerine alınıyorlar, gösteri olmadan varlık gösteremeyecekleri bilinciyle.

Bir Sergi ne Başarabilir?

Önümüz de post-Situasyonist bir sergi var. Sanırım bu ülkedeki ilk post-situasyonist sergi. Sonuçta; Kasım 2008’deki benim de aktivistlerinden biri olduğum ‘bu bir situasyonist sergi değildir’ etkinliği , Situasyonist Enternasyonel’e avant garde gelenek ile sokak sanatının birleştiği bir yerden bakıyordu. Situasyonist ya da post-Situasyonist bir iddiası yoktu.
Oysa Ş.E ya da new media theory grubunun sergisi salt saptırma ve çalıntılama cephanelerinden oluşarak bu güne dair post-Situasyonist bir söylem ve imge üretiyor. Sonuç cüretkar, isyankar ve prokavatif bir söyleme sahip bir iş ortaya çıkıyor. Oluşturulan kolajlardaki dil ile onlar eşlik eden metinler ister beğenin ister beğenmeyin bir uyum içinde. Böylece liberter bir dil ile geçmiş ve gelecek, gösteri ile kanıksama, sözde solun reformizmi ile çalınan arzuların taşıdığı potansiyel ameliyat masasına yatırabiliyor.

Teknokratik tüketim toplumuna karşı doğalın nefesi, sözde dini temelli iktidarın söylemine karşı ontolojik bir inanç, ah o güzel günler nostaljisine karşı yeni söylemler ortaya konabilmiş. Ortaya konan işlerde, estetik bir çabaya girilmemiş olmasını boş verin, zaten yıllardır güncel sanat adına aynı kitsh bulamacını tüketmemizi istemiyorlar mı?

Yaşadığımız bu ülkede bu güne dair sorgulamalara girmek ve oradan geçmişin retro keyfine değil, geleceğin otonom, lidersiz alanlarına dair cümleler, imgeler üretmek. Çalıntılama ve saptırmadan yola çıkıp, yaşadığımız güne dair provakatif, porno-politik bir söylem üretmek, işte bu sergi bunu başarabilir!

18 Ocak 2009 Pazar

Heima - A Film by Sigur Ros



Orijinal Adı: Heima: Sigur Rós
Senaryo: John Best, Dean O’Connor
Görüntü Yönetmeni:Alan Calzatti
Kurgu: Nick Fenton
Oyuncular: Jon Thor Birgisson, Orri Pall Dyrason, Georg Holm, Kjartan Sveinsson
Yapımcı: John Best, Dean O’Connor
Prodüksiyon Şirketi: Klikk Films, EMI Records

Geçtiğimiz yıl, İzlanda yazının sihirli saatlerinde, Sigur Rós grubu ülkesinin farklı köşelerini dolaşarak bir dizi konser verdi. Müzik kariyerlerinin en büyük ve en küçük konserlerini kapsayan bu turun tamamı filme çekildi ve bugün bizlere dünyanın en utangaç ve belki de en az anlaşılan gruplarından bir tanesini kendi doğal ortamlarında izleme şansını veriyor. Dünyada büyük ses getiren ‘Takk…’ albümleri için çıktıkları bir yıllık dünya turundan sonra gelen İzlanda turu, ücretsizdi ve birçok yerde önceden duyurulmadan yapıldı. Terk edilmiş balık fabrikalarında, küçük sanat mekanlarında, ücra yerlerdeki salonlarda, ağaçlık alanlarda ve karanlık mağaralarda verdikleri bu konserlerle Sigur Rós, İzlanda’nın farklı insanlarına ulaştı; gençler, yaşlılar, hayranları ve onlara şaşkınlıkla bakanlar kulaktan kulağa yayılan haberlerle konserlere geldiler. Sigur Rós’un müziğinin geldikleri yerle olan ilişkisi aşikar; ‘Evde’ ya da ‘anavatan’ anlamına gelen Heima, bir Sigur Rós albümü kadar özgür ve büyülü bir film.

http://rapidshare.com/files/76400789/tnan-heima-xvid.part1.rar
http://rapidshare.com/files/76400872/tnan-heima-xvid.part2.rar
http://rapidshare.com/files/76400937/tnan-heima-xvid.part3.rar
http://rapidshare.com/files/76401011/tnan-heima-xvid.part4.rar
http://rapidshare.com/files/76401073/tnan-heima-xvid.part5.rar
http://rapidshare.com/files/76401127/tnan-heima-xvid.part6.rar
http://rapidshare.com/files/76401179/tnan-heima-xvid.part7.rar

Türkçe Altyazı:

http://www.divxplanet.com/sub/s/85827/Heima.html

The Short Films of David Lynch



Türkçe altyazısı dosyanın içersindedir.

http://rapidshare.com/files/133402053/hoilmavnch.part1.rar
http://rapidshare.com/files/133405126/hoilmavnch.part2.rar
http://rapidshare.com/files/133408193/hoilmavnch.part3.rar
http://rapidshare.com/files/133411348/hoilmavnch.part4.rar
http://rapidshare.com/files/133414511/hoilmavnch.part5.rar
http://rapidshare.com/files/133417320/hoilmavnch.part6.rar
http://rapidshare.com/files/133418808/hoilmavnch.part7.rar

Kadıköy Underground Poetix-KUP---Eski Sayılar



Bilenler bilir, kadıköy Underground Poetix şu anki matbuu şekli ile basılmazdan önce, "limited edition" şeklinde, risale modunda, her sayısı farklı sayıda fotokopi ile çoğaltılıp, 100 - 150 aralığında - çeşitli kitapevlerine ücretsiz olarak bırakılan bir kültür nesnesiydi.

Aşağıdaki linkte bu nesnenin çeşitli sayılarını bulabilirsiniz.

http://www.zshare.net/download/54950386ea4ce9fa/